|
Bugün Çankırı’ya bağlı bir ilçe olan Atkaracalar, XIX. yüzyılın sonları ile XX. yüzyılın başlarına kadar Çerkeş kazasının Karacaviran (Kurşunlu) nahiyesine bağlı büyük bir köydü. Atkaracalar’ın bu derece büyük olmasının birinci belki de en önemli nedeni Orta ve Doğu Karadeniz’den gelip batıya, imparatorluğun başkentine giden yol üzerinde bulunması, dolayısıyla ticaretin diğer küçük yerleşim birimlerine göre daha fazla canlılığa sahip olması ile yolcular ve tüccarlar için konaklama merkezi olmasıdır
Atkaracalar’ın, bazı kaynaklarda 1927 yılında “belediye” olduğu yazılmasına rağmen aşağıda örneklerini sunacağımız bazı belgeler, bu tarihin cumhuriyet öncesinde, muhtemelen 1903 ile 1917 yılları arasında olduğunu gösteriyor. Tanzimat sonrası yerel yönetimler konusunda yapılan bazı düzenlemeler sonucunda “nahiye” veya “kaza” unvanı olmayan kimi yerleşim birimlerinde de belediye kurulduğu bilinmektedir.
Elimizdeki belgeler, Osmanlı döneminde Atkaracalar’da manifaturacılık yapan Hacı Mustafa Ağa Zâde oğulları Hacı Mehmed, Hasan ve Hâzım’a ait muhtelif evraktan oluşmaktadır. Kardeşlerden birinin belediyede aza, katip veya sandık emini olduğu tahmin edilmekle birlikte, eldeki evrakın bu konuya yeterince açıklık getirememesi sebebiyle kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Ne var ki belediyeye ait çeşitli âdi alındı makbuzlarının aynı evrak içinde yer alması ve alındı makbuzlarında isimleri geçen şahısların bu üç kardeşten olmaması, bizi iyimser bir tahminle kardeşlerden birinin harcamalardan sorumlu katip veya sandık emini olabileceği ihtimaline götürmektedir.
Diğer taraftan, belgelerin arasında bulunan bazı eski tapu senetleri, söz konusu kardeşlerin hem Atkaracalar ile yakın köylerde gayrimenkul alım ve satım işleriyle de uğraştıklarını, hem de manifaturacılık yaptıklarını göstermektedir. Bu bizi, ailenin, tarla, bağ, bahçe ve zirai ürün alım-satımıyla köylüyle, manifatura -ki sözcüğün ticari anlamı, bu yüzyılın başlangıcında kapsadığı alan değerlendirildiğinde oldukça geniş bir emtia cinsi karşımıza çıkmaktadır- ticaretiyle kasabalıyla, belediyenin idari kademesindeki görevleriyle nahiye müdürü ve kaza kaymakamı, gibi üst düzey yönetim kademeleriyle ilişkiler içinde bulunduğunu göstermektedir.
BELEDİYE HİZMETLERİ
Belgelerden, belediyenin çeşitli işler için kadrolu elemanı olmadığından -veya belediye işlerinin sürekliliğinin bulunmamasından- dolayı bu işlerin ücreti karşılığında çeşitli kişilere yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Örneğin çarşı tathîratı (temizliği) işi ücreti karşılığı Kalenderoğlu Mustafa, Çörek (Çörk?) oğlu Ali ve Salih oğlu Osman’a, (Belge 1) yol tamiri işi, Korucu Ali Reis’e yaptırılmıştır. (Belge 2) Belediyelerin temel görevlerinden olan mezar ve defin işleri de ücreti karşılığında bu işi yapabilecek kişilere yaptırılıyordu. Nitekim bir “mezar defin” işini İpa(?) oğlu Mehmed yapmış ve ücretini makbuz mukabili almıştı. (Belge 3) Aynı şekilde vefat eden bir muhacirin cenaze ve kefen masraflarını da belediye karşılamıştı. (Belge 4)
Belediyenin kendi ihtiyacı olan sarf malzemelerini ya kasaba dahilindeki esnaftan, ya da çevre köylerdeki köylülerden karşıladığı anlaşılıyor. Bu ihtiyaçların başında ise belediye dairesini ısıtma ve aydınlatmada kullanılmak üzere alınan odun (hatb) ve çıra ile “belediye kaleminde sarf olunmak üzere” alınan kağıt ve aşağıda görüleceği üzere muhacirlerin ihtiyacı olan çeşitli gıda maddeleri gelmektedir. (Belge 5, 6, 7, 8, 11, 12, 15, 16, 17, 18,20 ve 21 )Belediye, bu işler dışında kamuya ve devlete ait çeşitli taşımacılık ve ulaşım işlerini de ücreti karşılığı yaptırıyordu. Örneğin “Karacaviran’a (Kurşunlu) fişenk götürme” işi Hacı Sinan oğlu Ali Osman’a (Belge 13), Çerkeş’e bir Rum muhacirîn kadının sevk işi Kenan oğlu Ali’ye (Belge 14), Atkaracalar’dan Çerkeş’e sevk edilen bir hasta neferin nakli işi de Kükürt karyesinden Sağrık(?) oğlu Mustafa’ya (Belge 19) verilmişti.
Belediye ayrıca, yaşanan savaş yıllarının zorunluluklarından olan bir takım işleri de üstlenerek bütçesinden bu işlere de para ayırmıştır. Örneğin “askerî firârîlerini takip müfrezelerine ve muhâcirîne” verilmek üzere doksan beş kuruşluk ekmek belediye tarafından satın alınarak ihtiyaç sahiplerine dağıtılmıştır. (Belge 21)
Savaş ekonomisinin hüküm sürdüğü yıllarda gerek fiyatların ve gerekse ücretlerin hem bölge, hem zaman, hem de sektör olarak farklılıklar gösterdiği bilinmektedir. Öte yandan yalnızca emeğinin gücüyle geçinen insanlar için öncelik “zevâhiri kurtarmak”da olduğu için, arz-talep dengesinin emek aleyhine değiştiği bu yıllarda ücretlerin de düşük seviyelerde seyrettiği görülmektedir.
Atkaracalar Belediyesi’nin yaptırdığı işler karşılığında çalışanlara verdiği para, bu beldedeki ücretler konusunda bir fikir oluştursa da bu yeterli değildir. Çünkü yalnızca sınırlı sayıdaki işler için elde edilen ücretler yöredeki genel ücret politikası hakkında yeterli fikir sahibi olmamızı sağlamayabileceği gibi, emek ve meta karşılığının bir arada fiyatlandırılması da bizi yanıltabilecektir.
Örneğin “(At)karacalar belediyesinde ihrâk edilmek üzere füruht” edilen iki yük odun ile bir yük çıranın bedeli olarak, Kükürtlü İmam oğlu Yusuf 100 kuruş almıştır. (Belge 7) Bu yüz kuruşun içinde iki yük odun ve bir yük çıra ile birlikte emeğin de bulunduğu unutulmamalıdır. Ne var ki söz konusu odun ve çıraların bir “sermaye” olmadığı, yani İmam oğlu Yusuf’un bunları belediyeye satmadan evvel başka birinden satın almadığı düşünülürse -ki çevredeki ormanlardan tedarik edilmiş olması büyük olasılıktır- rakamın tamamı emek sayılabilir.
Ücretler konusunda bize ipucu verebilecek diğer kalemler ise çarşı tathîrâtı (temizliği), mezar ve defin işleri, yol tamiri, pazar rüsumunun münâdîliği, nakliye, belediye çavuşluğu, katipliği ve bekçiler başılığıdır.
1333 (1917) yılı itibarıyla Atkaracalar’da çarşı tathîrâtı işini yapan üç kişi, bu iş karşılığında belediyeden kişi başı 5’er kuruş olmak üzere toplam 15 kuruş almışlardır. (Belge 1) Aynı şekilde mezar defin işi için, İpa oğlu Mehmed de 5 kuruş almıştır. (Belge 3) Diğer taraftan yol tamir eden Korucu Ali Reis’in ücreti ise 10 kuruştur. (Belge 2)
Aynı yıl içinde pazar rüsumunu münâdî eden Akça Molla Oğlu Sadık, bu işinin karşılığı olarak belediyeden 40 kuruş almıştır. (Belge 9) O dönemde Atkaracalar’da pazarın yılda kaç kez kurulduğunu bilmediğimizden münâdî ücretinin kurulan pazar başına mı, yoksa toplu olarak ihale edilmek suretiyle mi tespit edildiğini bilemiyoruz.
Bilindiği gibi Atkaracalar Karacaviran (Kurşunlu) ile Çerkeş arasında, tarihi “Bağdat Yolu” denilen güzergah üzerindedir. Diğer taraftan Çerkeş’te bir askeri birliğin bulunması, gerek mal, gerek insan ve gerekse askeri teçhizat ve mühimmat naklinde Atkaracalar’ı önemli bir merkez haline getirmiştir. Ulaşım ve taşımacılığın nerdeyse bir sektör haline geldiği Atkaracalar’da belediyenin taşımacılık işi yaptırdığı insanlara ödediği ücret, bizim için önemli bir veri kaynağıdır.
Örneğin, Karacaviran’a fişek götüren Hacı Sinan oğlu Ali Osman, bu iş karşılığında belediyeden 5 kuruş almıştır. (Belge 13) Bu ücret, sadece Atkaracalar’dan Karacaviran’a kadar olan taşımacılık için verilmiştir. Aynı tarihlerde belediye işi için Karacaviran’a gidip gelen Korucu Ali Reis yol ücreti olarak 13 kuruş (Belge 10), “Çerkeş’e sevk ettiği Rum muhacirîn kadın”ın nakliyesi işi için Kenan oğlu Ali 10 kuruş (Belge 14), yine Çerkeş’e sevk edilen hasta asker için “hayvan ücreti” olarak Kükürt karyesinden Sağrık(?) oğlu Mustafa 10 kuruş almışlardır (Belge 19).
Dönemin
Atkaracalar’ındaki ücretlere örnek teşkil edebilecek bir
diğer kalem ise belediye görevlilerinden çavuş, katip ve
bekçiler başının aldığı maaşlardır. Bu dönemde belediye
çavuşu olan Ali’nin “maaş-ı âcizanesi” 30 kuruş iken
(Belge 22), belediye katibi Mehmed’in maaşı 1917 yılının
ilk aylarında 60, sonra ise 100 kuruş olmuştur. Bekçiler
başı Borbor oğlu Mustafa’nın maaşı ise yalnızca 10
kuruştur. (Belge 23)
Belediye katibi
ile çavuş ve bekçiler başının maaşları arasındaki
uçurum, bizce, katibin daimî, diğer görevlilerin ise
muvakkat olmaları ile katibin görevi gereği belli bir eğitime
sahip olmasından kaynaklanmış olmalıdır. Nitekim bekçiler
başı olan Borbor oğlu Mustafa’nın aynı zamanda
Atkaracalar’da bir hanın sahibi ve belediyeye ihtiyaç
maddeleri satan biri olması, (Belge 4 ve 18) bu düşüncemizi
doğrular niteliktedir.
Elimizdeki
belgelerden, dönemin Atkaracalar’ındaki temel ihtiyaç
maddelerinin çok azı hakkında bilgi sahibi olmak mümkün
olmuştur. Bu ihtiyaç maddelerinin başında, hiç şüphesiz
ekmek gelmektedir. Asker firarîlerini takiple
görevli müfreze ile muhacirîne verilen 9,5 kıyye ekmeğin
bedeli olarak belediye sandığından 95 kuruş ödenmiştir.
(Belge 21) Bu durumda bir kıyye ekmeğin (yaklaşık 1.300
gram) bedeli 10 kuruştur. Yine 1917 yılında bir kıyye
ekmeğin İstanbul’da perakende satışı, serbest olarak, Ocak
ayında 19, Temmuz ayında ise 16 kuruştur.
Belediyenin
ihtiyaç kalemlerinden olan şaîrin (arpa) iki kilesi
(yaklaşık 256 kg) Borboroğlu Mustafa tarafından
80 kuruşa satılmıştı. (Belge 18)
Belediye
binasının ısınma ihtiyacını temin etmek maksadıyla
kullanılan odun ve çıra hayvan yükü olarak satın
alınıyordu. Ancak yöredeki mahrukat alımlarında
ağırlıklı olarak kullanılan “yük” miktarı üzerinden
satın alınan çıra ve oduna, aynı yılın değişik
aylarında değişik değerler biçiliyordu. Bunun bizce üç
nedeni vardır: Birincisi savaş yıllarında temel ihtiyaç
maddelerindeki hızlı değişkenlik, ikincisi yörede
kullanılan bir ölçü birimi olarak “yük”ün,
kullanılan hayvana göre (eşek, katır, at vb.) farklılık
arz etmesi, üçüncüsü ise mahrukat temininin mevsim
şartlarına göre değişmesidir.
1917 yılının
Haziran ayında bir yük çıranın bedeli 25 kuruş (iki yük 50
kuruş) (Belge 15), iken Temmuz ayında iki yük çıranın
bedeli 60 kuruş (Belge 11), Ağustos’ta ise 80 kuruştur.
(Belge 6). Aynı yıl belediyeye satılan odunun iki yükü ise
40 kuruş olarak belirlenmiştir. (Belge 12) Sokakların
temizlenmesinde kullanılan süpürge ihtiyacının çevre
köylerdeki köylülerden temin edildiği, fiyatının ise
-muhtemelen yine yük olarak- 6 kuruş olduğu
anlaşılmaktadır. (Belge 16)
Elimizdeki belgelerin
bir kısmında dikkati çeken nokta, sık sık muhâcirlerden
bahsedilmesidir. Tarihî “Bağdat yolu” üzerinde bulunan
Atkaracalar, aynı zamanda Samsun ve Çorum’dan gelerek
Tosya, Ilgaz, Kurşunlu, Çerkeş, Gerede üzerinden
İstanbul’a ulaşan güzergah üzerinde olup, Kuzey ve
Kuzeydoğu Anadolu’dan Batıya, İstanbul’a karayoluyla
gidecekler için zorunlu uğrak noktasıdır.
Özellikle I.
Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Samsun ve Bafra
yöresindeki Rumlar arasında artış gösteren milliyetçilik
hareketlerine paralel olarak gelişen eşkıyalık, isyanlar ve
kargaşalık sonucunda, yine Rum halkından batıya doğru hem
sürgün, hem de göç başlamıştı. Atkaracalar, bu göç ve
sürgün hareketlerinin en önemli güzergahlarından biri,
önemli bir noktaydı.
Mevcut
belgelerden, söz konusu Rum muhâcirlerin sürgün ve göç
sebepleriyle Atkaracalar’a geldikleri ve bir müddet burada
ikâmet ettikleri anlaşılmaktadır. Muhâcirler
Atkaracalar’da iken yeme-içme, barınma gibi temel
ihtiyaçları ile ayrılmaları sırasındaki ulaşımları
belediye tarafından karşılanmıştır.
Nitekim bir
belgenin konusu, “Bafra Rum muhâcirlerinden bir kadına itâ
edilen...” ekmektir. (Belge 8) Diğer iki belgede de “...
medresede bulunan menfâ’ Çorbacılar”dan ve
Atkaracalar’dan Çerkeş’e sevk edilen “Rum muhâcirîn
kadını”ndan bahsedilmektedir. (Belge 20 ve 14)
Atkaracalar örneği,
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, yerel
yönetim organlarının en önemlisi olan belediyelerin, sadece
İstanbul ve İzmir gibi hem ekonomik ve sosyal, hem de kentsel
anlamda gelişmiş şehirlerde işlevsel olmadıklarını, dar
yönetsel ve teknik kadro, kısıtlı olanaklar ve
donanımsızlıklar içinde dahi taşra kent ve kasabalarında
beldenin ve belde sakinlerinin temel ihtiyaçlarını
karşılamak için oldukça dinamik bir şekilde
çalıştıklarını göstermektedir.
Bu örnekte
olduğu gibi, demokratik kurumların en önemlilerinden olan
yerel yönetim organlarının taşradaki yapılanmaları,
işlerliği ve uygulamalarının tarihsel süreçte incelenmesi
sonucunda hem yerel yönetim geleneğinin merkez dışındaki
oluşum ve gelişim süreci daha sağlıklı bir şekilde ortaya
çıkacak, hem de yerel yönetimlerin tarihçesinden ayrı
olarak ele alınabilecek ve sosyal tarihçileri ilgi alanına
girebilecek bir çok konuda özgün kaynaklar ortaya
çıkacaktır.
BELGE 1:
Guruş
15
Yalnız On Beş Guruşdur
Çarşı tathîrâtı
için ücretimiz olan ber-vech-i bâlâ yalnız on beş guruşu
belediye sandığından aldık.
23 Mart 333
Kalender Oğlu Mustafa
Çörek (Çörk?) Oğlu Ali
Salih Oğlu Osman
BELGE 2:
Guruş
10
Yalnız On Guruşdur
Yol tamir ettiğim için
ücretim olan bâlâda muharrer yalnız on guruşu belediye
sandığından aldığımı mübeyyîn senettir.
21 Mart 333
Korucu Ali Reis
BELGE 3:
Guruş
5
Yalnız Beş Guruşdur
Mezar defîn olunmak
üzere bâlâda muharrer beş guruşu belediye sandığından
aldım.
Mayıs 333
İpa Oğlu Mehmed
BELGE 4:
Guruş
55
Yalnız Elli Beş
Guruşdur
Borbor Oğlu’nun
hanında vefât eden muhâcirin cenâzesine sarf edilmek üzere
para ve kefeni belediye marifetiyle ahz ve sarf işbu sened belediye
sandığına i’tâ kılındı.
1 Kanûn-i sânî 333
Muhâcirînden İsmail
Ağa
BELGE 5:
Guruş
55
Yalnız Elli Beş
Guruşdur
Belediye dairesine
i’tâ etmiş olduğum bir yük çıranın esmânı olan
bâlâda merkum elli beş guruşu belediye sandığından aldım
15 Eylül 333
Kükürt Karyesinde İmam
Oğlu Âsım
BELGE 6:
Guruş
80
Yalnız Seksen Guruşdur
Belediye çavuşu Ali
Onbaşı’nın mubâyaa ettiği iki yük çıranın esmânı
olan ber-vech-i bâlâ yalnız seksen guruşu belediye
sandığından aldım
10 Ağustos 333
Karacaüyük Karyesinde
Toplu Oğlu İbrahim
BELGE 7:
100
Odun
Çıra
Yük Yük
2
1
Karacalar
Belediyesi’nde ihrâk olunmak üzere füruht ettiğim iki yük
odun, bir yük çıra bedeli bâlâda beyân yüz guruşu
belediye sandığından ahz ettiğimi mübeyyîn ilmühâberdir.
12 Teşrîn-i sânî 333
Kükürtlü İmam Oğlu
Yusuf
BELGE 8:
Guruş
20
Yalnız Yirmi Guruşdur
Bafra Rum
muhâcirlerinden bir kadına i’tâ edilen ekmek parası yalnız
yirmi guruşu belediye sandığından aldım
1 Mayıs 333
Ekmekçi Kenan Oğlu
Hüseyin
BELGE 9:
Guruş
40
Yalnız Kırk Guruşdur
Üç yüz otuz üç
senesinde Pazar rüsumunu münâdî ettiğim cihetle ücret-i
mahsusu kırk guruşu belediye sandığından aldığımı
mübeyyîn senettir.
22 Mart 333
Münâdî
Akça Molla Oğlu Sadık
BELGE 10:
13
Yalnız On Üç Guruşdur
Karacavirân’a azîmet
ve avdetim için ücretim olan ber-vech-i bâlâ yalnız on üç
guruşu belediye sandığından aldığımı mübeyyîn senettir.
20 Mart 333
Korucu Ali Reis
BELGE 11:
Guruş
65
Yalnız Altmış Beş
Guruşdur
Belediye dairesine
i’tâ ettiğim iki yük çıranın esmânı olan ber-vech-i
bâlâ altmış beş guruşu belediye sandığından aldım
5 Temmuz 333
Karacaüyük Karyesinde
Kadı Oğullarından
Dursun Oğlu Ahmed
BELGE 12:
Guruş
40
Yalnız Kırk Guruşdur
Belediye dairesine
füruht ettiğimiz iki yük hatb esmânı olarak bâlâda
muharrer kırk guruşu belediye sandığından aldık
12 Temmuz 333
İmam
Oğlu Yusuf
Dolab Karyesinde Beşir
Oğlu Mehmed
BELGE 13:
Guruş
5
Yalnız Beş Guruşdur
Karacavirân’a fişenk
götürme ücretim olan ber-vech-i bâlâ yalnız beş guruşu
belediye sandığından aldım
28 Haziran 333
Hacı Sinan Oğlu Ali
Osman
BELGE 14:
Guruş
10
Yalnız On Guruşdur
Çerkeş’e sevk
ettiğim Rum muhâcirîn kadın için ücret-i maktûam olan
yalnız on guruşu belediye sandığından aldım
1 Mayıs 333
Kenan Oğlu Ali
BELGE 15:
Guruş
25
Yalnız Yirmi Beş
Guruşdur
Füruht ettiğim bir yük
çıra esmânı Karacalar belediye sandığından ahz ettiğimi
mübeyyîn senettir.
15 Haziran 333
Kükürt Karyesinde
Yusuf Oğlu Hüseyin Ağa
BELGE 16:
Guruş
6
Yalnız Altı Guruşdur
Süpürge parası olan
bâlâda muharrer altı guruşu belediye sandığından aldım
Ağustos 333
Kükürtlü Hasan
BELGE 17:
Guruş
25
Yalnız Yirmi Beş
Guruşdur
Belediye kaleminde sarf
olunmak üzere verdiğim kağıt sarf parası olan yirmi beş
[guruşu] belediye sandığından aldım
Temmuz 333
Belediye Kâtibi Râşid
BELGE 18:
Guruş
80
Yalnız Seksen Guruşdur
Belediyece lüzumu olup
i’tâ ettiğim iki şaîr esmânı olan yalnız seksen guruşu
belediye sandığından aldığımı mübeyyîn işbu senedim
i’tâ kılındı.
15 Eylül 333
Borbor Oğlu Mustafa
BELGE 19:
Guruş
10
Yalnız On Guruşdur
Karacalar’dan
Çerkeş’e sevk ettiğim bir nefer hasta neferin râkib olduğu
hayvanımın ücretine mahsûb Karacalar belediye sandığından
bâlâda muharrer on guruş aldım
21 Mayıs 333
Kükürt Karyesinde
Sağrık (?) Oğlu
Mustafa
BELGE 20:
Guruş
555
Yalnız Beş Yüz Elli
Beş Guruşdur
Medrese’de bulunan
menfî Çorbacılara vermiş olduğum ekmek parasına müterâkim
beş yüz elli beş guruşu belediye sandığından aldım
Teşrîn-i evvel 333
Ekmekçi ... (okunamadı)
BELGE 21:
Guruş
Ekmek Kıyye
95
9,5
Yalnız Doksan Yalnız Dokuz Buçuk Kıyye
Beş Guruşdur Nân-ı
azîzdir
Askerî firârîlerini
takip müfrezelerine ve muhâcirîne belediyemiz tarafından
ber-vech-i bâlâ doksan beş guruşluk ekmek i’tâ edildiği
tasdîk kılındı..
28 Haziran 333
Belediye Azası
Aza Aza
Aza Kâtip
Osman Hilmi
(mühür) (mühür)
(mühür) (mühür)
BELGE 22:
Guruş
30
Yalnız Otuz Guruşdur
Üç yüz otuz üç
senesi şehr-i Nisan maaş-ı âcizânem olan ber-vech-i bâlâ
yalnız otuz guruşu belediye sandığından ahz ettiğimi
mübeyyîn senettir.
30 Nisan 333
Belediye Çavuşu Ali
BELGE 23:
Guruş
10
Yalnız On Guruşdur
Üç yüz otuz üç
senesi şehr-i Mayıs maaş-ı âcizânem olan ber-vech-i bâlâ
yalnız on guruşu belediye sandığından aldım.
22 Haziran 333
Bekçiler Başı
Borbor Oğlu Mustafa
Bu makale; Kebikeç, İnsan
Bilimleri İçin Kaynak Araştırmaları Dergisi’nin
2000/10. sayısında yayınlanmıştır.
1896 yılına ait Kastamonu Vilayeti Salnamesi’ne göre Atkaracalar karyesinde hane sayısı, yalnızca iki mahallesi bulunan Karacaviran nahiyesinden hane sayısı bakımından daha fazla, nüfusça ise azdı. Karacaviran’da bulunan hane sayısı, Aşağı ve Kalekapı mahalleleriyle birlikte 201, Atkaracalar’da ise 250 iken, Karacaviran’in köyler hariç toplam nüfusu ise 2806 kişi, Atkaracalar’ın nüfusu ise 2018 idi. Bkz. Ömer Türkoğlu; Sâlnâmelerde Çankırı, Kastamonu Vilayeti Salnamelerinde Çankırı (Kengırı) Sancağı (1869-1903), Çankırı Valiliği, Çankırı, 1999, s. 486.
Örneğin bkz. İller Bankası; Belediyeler Yıllığı, Cilt: I, “Atkaracalar” maddesi, Ankara, 1949.
11 Kasım 1886 tarihli bir irade ile, vilayet idare meclisince lüzum görüldüğü takdirde, nahiye merkezlerinde ve “kabil-i imar olan” büyük köylerde belediye kurulabileceği belirtilmiştir. İbrahim Hakkı; Hukuk-ı İdare, cild-i evvel, 2. tab’ı, İstanbul, 1312, s. 141 ve Muhtasar Mecelle-i Umur-ı Belediye, İstanbul, 1339, s. 111’den nakleden, Erkan Serçe, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e İzmir’de Belediye (1868-1945), Dokuz Eylül Yayınları, İzmir, 1998, s. 39.
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde Çerkeş’te İkinci Safranbolu Alayına bağlı bir tabur bulunmaktaydı. Türkoğlu; a.g.e., s. 543.
Başta ekmek olmak üzere bazı temel ihtiyaç maddelerinin 1920-22 yıllarındaki fiyatlarının belirlenmesinde belediye meclis kararlarının kullanılması konusunda bkz. Gökdemir, Oktay; “Belediye Meclisi Kararlarına Göre İşgal Yıllarında Akhisar’da Fiyatlar”, Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, Cilt: 1, Sayı: 1, Yıl: 1991, İzmir, 1991, ss. 183-200.
Eldem, Vedat; Harp ve Mütareke yıllarında Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomisi, Türk Tarihi Kurumu yay., Ankara, 1994, s. 40. Ayrıca ekmek fiyatının aynı yıl için bir yıllık ortalaması 18 kuruştu. Bkz. A.g.e, s. 50.
Belge 18’in çevrim yazısından da görüleceği gibi miktar belirtilmemiş ise de, bu miktarın kile olduğu tarafımızca tahmin edilmektedir.
Kuru maddelerin hacim ölçümünde kullanılan kile, Anadolu’nun değişik yerlerinde değişik miktarlara eşitti. Örneğin “İstanbul kilesi” ya da “çift kile” diye adlandırılan kile 37 kiloya eşitken Kastamonu’da bir kile üç İstanbul kilesine, Konya’da ise altı İstanbul kilesine eşitti. Çankırı ve civarında bir kile 128 kiloya eşit olduğu için, ölçümlendirmede “Çankırı kilesi”ni esas aldık. Osmanlı’daki ölçüler ve ölçü birimleri için bkz. Toprak, Zafer; “Önemli Bir Yasa: Ölçüler Kanunu (1931)”, Yapıt Toplumsal Araştırmalar Dergisi, Aralık/Ocak, 1983/84, Sayı: 47’2, ss. 37-43.
Web Düzenleme : Rıza AFŞAR © ::: İlk Yükleme: 20 Mart 2000 ::: Güncelleme: 27 Ocak 2003 ::: Bana Yazın |