Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web


| Ana sayfa | Tarihimiz | Coğrafi Konum | Belediyemiz | Köylerimiz | Albüm | Belediye Başkanlarımız | Geleneksel Şölenimiz | | Lakaplar | Yöresel Mutfak |
| Ziyaretci Defteri | Çankırı ve Yaren Kültürü | Manilerimiz | Şiirler | Kalemden | Köşe Yazıları | Ayın fotoğrafı | Eski Manşetler | Çankırı ' lı Siteler Zinciri |
| Mucizeler | Hakkımda | Forum | Sohbet |

1917 Yılında Atkaracalar’da (Çankırı) Belediye Hizmetleri, Ücretler ve Fiyatlar
( Ömer TÜRKOĞLU)

Bugün Çan­kırı’ya bağlı bir ilçe olan Atkaracalar, XIX. yüzyılın sonları ile XX. yüzyılın başlarına kadar Çerkeş kazasının Karacaviran (Kur­şun­lu) nahiyesine bağlı büyük bir köydü. Atkaracalar’ın bu derece büyük olmasının birinci belki de en önemli nedeni Orta ve Doğu Karadeniz’den gelip batıya, imparatorluğun başkentine giden yol üzerinde bulunması, dolayısıyla ticaretin diğer küçük yerleşim birim­lerine göre daha fazla canlılığa sahip olması ile yolcular ve tüccarlar için konaklama merkezi olmasıdır

Atkaracalar’ın, bazı kaynak­larda 1927 yılında “belediye” olduğu yazılmasına rağmen aşağıda örneklerini sunaca­ğımız bazı belgeler, bu tarihin cumhuriyet öncesinde, muhte­melen 1903 ile 1917 yılları arasında olduğunu gösteriyor. Tanzimat sonrası yerel yönetimler konusunda yapılan bazı düzenlemeler sonucunda “nahiye” veya “kaza” unvanı olmayan kimi yerleşim birimlerinde de belediye kurulduğu bilinmektedir.

Elimizdeki belgeler, Os­man­­lı döneminde Atkara­ca­lar’da manifaturacılık yapan Hacı Mustafa Ağa Zâde oğulları Hacı Mehmed, Hasan ve Hâzım’a ait muhtelif evraktan oluşmaktadır. Kar­deş­lerden birinin belediyede aza, katip veya sandık emini olduğu tahmin edilmekle birlikte, eldeki evrakın bu konuya yeterince açıklık getirememesi sebebiyle kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Ne var ki belediyeye ait çeşitli âdi alındı makbuz­larının aynı evrak içinde yer alması ve alındı makbuzlarında isimleri geçen şahısların bu üç kardeşten olmaması, bizi iyimser bir tahminle kardeşler­den birinin harcamalardan sorumlu katip veya sandık emini olabileceği ihtimaline götürmektedir.

Diğer taraftan, belgelerin arasında bulunan bazı eski tapu senetleri, söz konusu kardeşlerin hem Atkaracalar ile yakın köylerde gayrimenkul alım ve satım işleriyle de uğraştıklarını, hem de manifa­turacılık yaptıklarını göster­mek­tedir. Bu bizi, ailenin, tarla, bağ, bahçe ve zirai ürün alım-satımıyla köylüyle, manifatura -ki sözcüğün ticari anlamı, bu yüzyılın başlangıcında kapsa­dığı alan değerlendiril­diğinde oldukça geniş bir emtia cinsi karşımıza çıkmak­tadır- ticare­tiyle kasabalıyla, belediyenin idari kademesin­deki görev­leriyle nahiye müdürü ve kaza kaymakamı, gibi üst düzey yönetim kademeleriyle ilişkiler içinde bulunduğunu göster­mek­tedir.

BELEDİYE HİZMETLERİ

Belgelerden, belediyenin çeşitli işler için kadrolu elemanı olmadığından -veya belediye işlerinin sürekli­liği­nin bulunmamasından- dolayı bu işlerin ücreti karşı­lığında çeşitli kişilere yaptırıl­dığı anlaşılmaktadır. Örneğin çarşı tathîratı (temizliği) işi ücreti karşılığı Kalenderoğlu Mustafa, Çörek (Çörk?) oğlu Ali ve Salih oğlu Osman’a, (Belge 1) yol tamiri işi, Korucu Ali Reis’e yaptırıl­mıştır. (Belge 2) Belediyelerin temel görevlerinden olan mezar ve defin işleri de ücreti karşılığında bu işi yapabilecek kişilere yaptırılıyordu. Nitekim bir “mezar defin” işini İpa(?) oğlu Mehmed yapmış ve ücretini makbuz mukabili almıştı. (Belge 3) Aynı şekilde vefat eden bir muhacirin cenaze ve kefen masraflarını da belediye karşılamıştı. (Belge 4)

Belediyenin kendi ihtiyacı olan sarf malzemelerini ya kasaba dahilindeki esnaftan, ya da çevre köylerdeki köylü­lerden karşıladığı anlaşılıyor. Bu ihtiyaçların başında ise belediye dairesini ısıtma ve aydınlatmada kullanılmak üzere alınan odun (hatb) ve çıra ile “belediye kaleminde sarf olunmak üzere” alınan kağıt ve aşağıda görüleceği üzere muhacirlerin ihtiyacı olan çeşitli gıda maddeleri gelmektedir. (Belge 5, 6, 7, 8, 11, 12, 15, 16, 17, 18,20 ve 21 )Belediye, bu işler dışında kamuya ve devlete ait çeşitli taşımacılık ve ulaşım işlerini de ücreti karşılığı yaptırıyordu. Örneğin “Karacaviran’a (Kur­şun­lu) fişenk götürme” işi Hacı Sinan oğlu Ali Osman’a (Belge 13), Çerkeş’e bir Rum muhacirîn kadının sevk işi Kenan oğlu Ali’ye (Belge 14), Atkaracalar’dan Çerkeş’e sevk edilen bir hasta neferin nakli işi de Kükürt karyesinden Sağrık(?) oğlu Mustafa’ya (Belge 19) verilmişti.

Belediye ayrıca, yaşanan savaş yıllarının zorunluluk­larından olan bir takım işleri de üstlenerek bütçesinden bu işlere de para ayırmıştır. Örneğin “askerî firârîlerini takip müfrezelerine ve muhâcirîne” verilmek üzere doksan beş kuruşluk ekmek belediye tarafından satın alınarak ihtiyaç sahiplerine dağıtılmıştır. (Belge 21)

 

ÜCRETLER

Savaş ekonomisinin hüküm sürdüğü yıllarda gerek fiyat­ların ve gerekse ücretlerin hem bölge, hem zaman, hem de sektör olarak farklılıklar gösterdiği bilinmektedir. Öte yandan yalnızca emeğinin gücüyle geçinen insanlar için öncelik “zevâhiri kurtar­mak”da olduğu için, arz-talep dengesinin emek aleyhine değiştiği bu yıllarda ücretlerin de düşük seviyelerde seyrettiği görülmektedir.

Atkaracalar Belediyesi’nin yaptırdığı işler karşılığında çalışanlara verdiği para, bu beldedeki ücretler konusunda bir fikir oluştursa da bu yeterli değildir. Çünkü yalnızca sınırlı sayıdaki işler için elde edilen ücretler yöredeki genel ücret politikası hakkında yeterli fikir sahibi olmamızı sağlamaya­bileceği gibi, emek ve meta karşılığının bir arada fiyat­landırılması da bizi yanıltabile­cektir.

Örneğin “(At)karacalar belediyesinde ihrâk edilmek üzere füruht” edilen iki yük odun ile bir yük çıranın bedeli olarak, Kükürtlü İmam oğlu Yusuf 100 kuruş almıştır. (Belge 7) Bu yüz kuruşun içinde iki yük odun ve bir yük çıra ile birlikte emeğin de bulunduğu unutul­mamalıdır. Ne var ki söz konu­su odun ve çıraların bir “ser­ma­ye” olmadığı, yani İmam oğlu Yusuf’un bunları beledi­ye­ye satmadan evvel başka birinden satın almadığı düşü­nülürse -ki çevredeki orman­lar­dan tedarik edilmiş olması büyük olasılıktır- rakamın tamamı emek sayılabilir.

Ücretler konusunda bize ipucu verebilecek diğer kalemler ise çarşı tathîrâtı (temizliği), mezar ve defin işleri, yol tamiri, pazar rüsu­munun münâdîliği, nakliye, belediye çavuşluğu, katipliği ve bekçiler başılığıdır.

1333 (1917) yılı itibarıyla Atkaracalar’da çarşı tathîrâtı işini yapan üç kişi, bu iş karşılığında belediyeden kişi başı 5’er kuruş olmak üzere toplam 15 kuruş almışlardır. (Belge 1) Aynı şekilde mezar defin işi için, İpa oğlu Meh­med de 5 kuruş almıştır. (Belge 3) Diğer taraftan yol tamir eden Korucu Ali Reis’in ücreti ise 10 kuruştur. (Belge 2)

Aynı yıl içinde pazar rüsumunu münâdî eden Akça Molla Oğlu Sadık, bu işinin karşılığı olarak belediyeden 40 kuruş almıştır. (Belge 9) O dönemde Atkaracalar’da pazarın yılda kaç kez kurul­duğunu bilmediğimizden münâdî ücretinin kurulan pazar başına mı, yoksa toplu olarak ihale edilmek suretiyle mi tespit edildiğini bilemi­yoruz.

Bilindiği gibi Atkaracalar Karacaviran (Kurşunlu) ile Çerkeş arasında, tarihi “Bağdat Yolu” denilen güzergah üzerindedir. Diğer taraftan Çerkeş’te bir askeri birliğin bulunması, gerek mal, gerek insan ve gerekse askeri teçhizat ve mühimmat naklinde Atkaracalar’ı önemli bir merkez haline getirmiştir. Ulaşım ve taşımacılığın nerdeyse bir sektör haline geldiği Atkaracalar’da beledi­ye­nin taşımacılık işi yaptırdığı insanlara ödediği ücret, bizim için önemli bir veri kaynağıdır.

Örneğin, Karacaviran’a fişek götüren Hacı Sinan oğlu Ali Osman, bu iş karşılığında belediyeden 5 kuruş almıştır. (Belge 13) Bu ücret, sadece Atkaracalar’dan Karacaviran’a kadar olan taşımacılık için verilmiştir. Aynı tarihlerde belediye işi için Karacaviran’a gidip gelen Korucu Ali Reis yol ücreti olarak 13 kuruş (Belge 10), “Çerkeş’e sevk ettiği Rum muhacirîn kadın”ın nakli­yesi işi için Kenan oğlu Ali 10 kuruş (Belge 14), yine Çer­keş’e sevk edilen hasta asker için “hayvan ücreti” olarak Kükürt karyesinden Sağrık(?) oğlu Mustafa 10 kuruş almışlardır (Belge 19).

    Dönemin Atkaracalar’ın­daki ücretlere örnek teşkil edebilecek bir diğer kalem ise belediye görevlilerinden çavuş, katip ve bekçiler başının aldığı maaşlardır. Bu dönemde belediye çavuşu olan Ali’nin “maaş-ı âcizanesi” 30 kuruş iken (Belge 22), belediye katibi Mehmed’in maaşı 1917 yılının ilk aylarında 60, sonra ise 100 kuruş olmuştur. Bekçiler başı Borbor oğlu Mustafa’nın maaşı ise yalnızca 10 kuruştur. (Belge 23)

    Belediye katibi ile çavuş ve bekçiler başının maaşları arasındaki uçurum, bizce, katibin daimî, diğer görevli­lerin ise muvakkat olmaları ile katibin görevi gereği belli bir eğitime sahip olmasından kaynaklanmış olmalıdır. Nite­kim bekçiler başı olan Borbor oğlu Mustafa’nın aynı zaman­da Atkaracalar’da bir hanın sahibi ve belediyeye ihtiyaç maddeleri satan biri olması, (Belge 4 ve 18) bu düşünce­mizi doğrular niteliktedir.

FİYATLAR

     Elimizdeki belgelerden, dönemin Atkaracalar’ındaki temel ihtiyaç maddelerinin çok azı hakkında bilgi sahibi olmak mümkün olmuştur. Bu ihtiyaç maddelerinin başında, hiç şüphesiz ekmek gelmektedir.  Asker firarîlerini takiple görevli müfreze ile muhacirîne verilen 9,5 kıyye ekmeğin bedeli olarak belediye sandı­ğından 95 kuruş ödenmiştir. (Belge 21) Bu durumda  bir kıyye ekmeğin (yaklaşık 1.300 gram) bedeli 10 kuruştur. Yine 1917 yılında bir kıyye ekmeğin İstanbul’da perakende satışı, serbest olarak, Ocak ayında 19, Temmuz ayında ise 16 kuruş­tur.  

    Belediyenin ihtiyaç kalem­lerinden olan şaîrin (arpa) iki kilesi  (yaklaşık 256 kg) Borboroğlu Mustafa tarafın­dan 80 kuruşa satılmıştı. (Belge 18)

    Belediye binasının ısınma ihtiyacını temin etmek maksa­dıyla kullanılan odun ve çıra hayvan yükü olarak satın alınıyordu. Ancak yöredeki mahrukat alımlarında ağırlıklı olarak kullanılan “yük” miktarı üzerinden satın alınan çıra ve oduna, aynı yılın değişik aylarında değişik değerler biçiliyordu. Bunun bizce üç ne­de­ni vardır: Birincisi savaş yıllarında temel ihtiyaç madde­lerindeki hızlı değişken­lik, ikin­cisi yörede kullanılan bir ölçü birimi olarak “yük”ün, kullanı­lan hayvana göre (eşek, katır, at vb.) farklılık arz etmesi, üçün­cü­sü ise mahrukat temini­nin mevsim şartlarına göre değişmesidir.

    1917 yılının Haziran ayında bir yük çıranın bedeli 25 kuruş (iki yük 50 kuruş) (Belge 15), iken Temmuz ayında iki yük çıranın bedeli 60 kuruş (Belge 11), Ağustos’ta ise 80 kuruştur. (Belge 6). Aynı yıl belediyeye satılan odunun iki yükü ise 40 kuruş olarak belirlenmiştir. (Belge 12) Sokakların temiz­lenmesinde kullanılan süpürge ihtiyacının çevre köylerdeki köylülerden temin edildiği, fiyatının ise -muhte­me­len yine yük olarak- 6 kuruş olduğu anlaşılmaktadır. (Belge 16)

 

BELGELERE YANSIYAN BİR SORUN: ATKARACALAR’DA MUHÂCİRLER

 Elimizdeki belgelerin bir kısmında dikkati çeken nokta, sık sık muhâcirlerden bahsedilmesidir. Tarihî “Bağdat yolu” üzerinde bulunan At­kara­calar, aynı zamanda Sam­sun ve Çorum’dan gelerek Tosya, Ilgaz, Kurşunlu, Çer­keş, Gerede üzerinden İstan­bul’a ulaşan güzergah üzerinde olup, Kuzey ve Kuzeydoğu Anadolu’dan Batıya, İstanbul’a karayoluyla gidecekler için zorunlu uğrak noktasıdır.

    Özellikle I. Dünya Savaşı’­nın sonlarına doğru Samsun ve Bafra yöresindeki Rumlar arasında artış gösteren milli­yetçilik hareketlerine paralel olarak gelişen eşkıyalık, isyanlar ve kargaşalık sonucun­da, yine Rum halkından batıya doğru hem sürgün, hem de göç başlamıştı. Atkaracalar, bu göç ve sürgün hareketlerinin en önemli güzergahlarından biri, önemli bir noktaydı.

    Mevcut belgelerden, söz konusu Rum muhâcirlerin sürgün ve göç sebepleriyle Atkaracalar’a geldikleri ve bir müddet burada ikâmet ettikleri anlaşılmaktadır. Muhâcirler Atkaracalar’da iken yeme-içme, barınma gibi temel ihtiyaçları ile ayrılmaları sırasındaki ulaşımları belediye tarafından karşılanmıştır.

    Nitekim bir belgenin konu­su, “Bafra Rum muhâcirlerinden bir kadına itâ edilen...” ekmektir. (Belge 8) Diğer iki belgede de “... medresede bulunan menfâ’ Çorbacılar”dan ve Atkaracalar’­dan Çerkeş’e sevk edilen “Rum muhâcirîn kadını”ndan bahsedil­mektedir. (Belge 20 ve 14)

 

SONUÇ

Atkaracalar örneği, Os­man­lı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, yerel yönetim organlarının en önemlisi olan belediyelerin, sadece İstanbul ve İzmir gibi hem ekonomik ve sosyal, hem de kentsel anlamda gelişmiş şehirlerde işlevsel olmadıklarını, dar yönetsel ve teknik kadro, kısıtlı olanaklar ve donanımsızlıklar içinde dahi taşra kent ve kasabalarında beldenin ve belde sakinlerinin temel ihtiyaçlarını karşılamak için oldukça dinamik bir şekilde çalıştıklarını göstermektedir.

    Bu örnekte olduğu gibi, demokratik kurumların en önemlilerinden olan yerel yönetim organlarının taşradaki yapılanmaları, işlerliği ve uygulamalarının tarihsel süreçte incelenmesi sonucun­da hem yerel yönetim gelene­ğinin merkez dışındaki oluşum ve gelişim süreci daha sağlıklı bir şekilde ortaya çıkacak, hem de yerel yönetimlerin tarihçe­sinden ayrı olarak ele alınabile­cek ve sosyal tarihçileri ilgi alanına girebilecek bir çok konuda özgün kaynaklar ortaya çıkacaktır. 

 

BELGE 1:

Guruş

15

Yalnız On Beş Guruşdur

Çarşı tathîrâtı için ücretimiz olan ber-vech-i bâlâ yalnız on beş guruşu belediye sandığından aldık.

 

23 Mart 333

Kalender Oğlu Mustafa         Çörek (Çörk?) Oğlu Ali

Salih Oğlu Osman

 

BELGE 2:

Guruş

10

Yalnız On Guruşdur

Yol tamir ettiğim için ücretim olan bâlâda muharrer yalnız on guruşu belediye sandığından aldığımı mübeyyîn senettir.

21 Mart 333

Korucu Ali Reis

 

BELGE 3:

Guruş

5

Yalnız Beş Guruşdur

Mezar defîn olunmak üzere bâlâda muharrer beş guruşu belediye sandığından aldım.

Mayıs 333

İpa Oğlu Mehmed

 

BELGE 4:

Guruş

55

Yalnız Elli Beş Guruşdur

Borbor Oğlu’nun hanında vefât eden muhâcirin cenâzesine sarf edilmek üzere para ve kefeni belediye marifetiyle ahz ve sarf işbu sened  belediye sandığına i’tâ kılındı.

1 Kanûn-i sânî 333

Muhâcirînden İsmail Ağa

 

BELGE 5:

Guruş

55

Yalnız Elli Beş Guruşdur

Belediye dairesine i’tâ etmiş olduğum bir yük çıranın esmânı olan bâlâda merkum elli beş guruşu belediye sandığından aldım

15 Eylül 333

Kükürt Karyesinde İmam Oğlu Âsım

 

BELGE 6:

Guruş

80

Yalnız Seksen Guruşdur

Belediye çavuşu Ali Onbaşı’nın mubâyaa ettiği iki yük çıranın esmânı olan ber-vech-i bâlâ yalnız seksen guruşu belediye sandığından aldım

10 Ağustos 333

Karacaüyük Karyesinde Toplu Oğlu İbrahim

 

BELGE 7:

100

Odun            Çıra

Yük               Yük

2                   1

Karacalar Belediyesi’nde ihrâk olunmak üzere füruht ettiğim iki yük odun, bir yük çıra bedeli bâlâda beyân yüz guruşu belediye sandığından ahz ettiğimi mübeyyîn ilmühâberdir.

12 Teşrîn-i sânî 333

Kükürtlü İmam Oğlu Yusuf

 

BELGE 8:

Guruş

20

Yalnız Yirmi Guruşdur

Bafra Rum muhâcirlerinden bir kadına i’tâ edilen ekmek parası yalnız yirmi guruşu belediye sandığından aldım

1 Mayıs 333

Ekmekçi Kenan Oğlu Hüseyin

 

BELGE 9:

Guruş

40

Yalnız Kırk Guruşdur

Üç yüz otuz üç senesinde Pazar rüsumunu münâdî ettiğim cihetle ücret-i mahsusu kırk guruşu belediye sandığından aldığımı mübeyyîn senettir.

22 Mart 333

Münâdî

Akça Molla Oğlu Sadık

 

BELGE 10:

13

Yalnız On Üç Guruşdur

Karacavirân’a azîmet ve avdetim için ücretim olan ber-vech-i bâlâ yalnız on üç guruşu belediye sandığından aldığımı mübeyyîn senettir.

20 Mart 333

Korucu Ali Reis

 

BELGE 11:

Guruş

65

Yalnız Altmış Beş Guruşdur

Belediye dairesine i’tâ ettiğim iki yük çıranın esmânı olan ber-vech-i bâlâ altmış beş guruşu belediye sandığından aldım

5 Temmuz 333

Karacaüyük Karyesinde

Kadı Oğullarından

Dursun Oğlu Ahmed

 

BELGE 12:

Guruş

40

Yalnız Kırk Guruşdur

Belediye dairesine füruht ettiğimiz iki yük hatb esmânı olarak bâlâda muharrer kırk guruşu belediye sandığından aldık

12 Temmuz 333

            İmam Oğlu Yusuf

Dolab Karyesinde Beşir Oğlu Mehmed

 

 

BELGE 13:

Guruş

5

Yalnız Beş Guruşdur

Karacavirân’a fişenk götürme ücretim olan ber-vech-i bâlâ yalnız beş guruşu belediye sandığından aldım

28 Haziran 333

Hacı Sinan Oğlu Ali Osman

 

BELGE 14:

Guruş

10

Yalnız On Guruşdur

Çerkeş’e sevk ettiğim Rum muhâcirîn kadın için ücret-i maktûam olan yalnız on guruşu belediye sandığından aldım

1 Mayıs 333

Kenan Oğlu Ali

 

BELGE 15:

Guruş

25

Yalnız Yirmi Beş Guruşdur

Füruht ettiğim bir yük çıra esmânı Karacalar belediye sandığından ahz ettiğimi mübeyyîn senettir.

15 Haziran 333

Kükürt Karyesinde

Yusuf Oğlu Hüseyin Ağa

 

BELGE 16:

Guruş

6

Yalnız Altı Guruşdur

Süpürge parası olan bâlâda muharrer altı guruşu belediye sandığından aldım

Ağustos 333

Kükürtlü Hasan

 

BELGE 17:

Guruş

25

Yalnız Yirmi Beş Guruşdur

Belediye kaleminde sarf olunmak üzere verdiğim kağıt sarf parası olan yirmi beş [guruşu] belediye sandığından aldım

Temmuz 333

Belediye Kâtibi Râşid

 

BELGE 18:

Guruş

80

Yalnız Seksen Guruşdur

Belediyece lüzumu olup i’tâ ettiğim iki şaîr esmânı olan yalnız seksen guruşu belediye sandığından aldığımı mübeyyîn işbu senedim i’tâ kılındı.

15 Eylül 333

Borbor Oğlu Mustafa

 

BELGE 19:

Guruş

10

Yalnız On Guruşdur

Karacalar’dan Çerkeş’e sevk ettiğim bir nefer hasta neferin râkib olduğu hayvanımın ücretine mahsûb Karacalar belediye sandığından bâlâda muharrer on guruş aldım

21 Mayıs 333

Kükürt Karyesinde

Sağrık (?) Oğlu Mustafa

 

BELGE 20:

Guruş

555

Yalnız Beş Yüz Elli Beş Guruşdur

Medrese’de bulunan menfî Çorbacılara vermiş olduğum ekmek parasına müterâkim beş yüz elli beş guruşu belediye sandığından aldım

Teşrîn-i evvel 333

Ekmekçi ... (okunamadı)

 

BELGE 21:

                          Guruş                                  Ekmek Kıyye

                             95                                       9,5

                          Yalnız Doksan          Yalnız Dokuz Buçuk Kıyye

                           Beş Guruşdur                     Nân-ı azîzdir

Askerî firârîlerini takip müfrezelerine ve muhâcirîne belediyemiz tarafından ber-vech-i bâlâ doksan beş guruşluk ekmek i’tâ edildiği tasdîk kılındı..

28 Haziran 333

 

Belediye Azası                Aza                         Aza               Aza              Kâtip

Osman Hilmi                (mühür)                      (mühür)         (mühür)                    (mühür)

 

BELGE 22:

Guruş

30

Yalnız Otuz Guruşdur

Üç yüz otuz üç senesi şehr-i Nisan maaş-ı âcizânem olan ber-vech-i bâlâ yalnız otuz guruşu belediye sandığından ahz ettiğimi mübeyyîn senettir.

30 Nisan 333

Belediye Çavuşu Ali

 

BELGE 23:

Guruş

10

Yalnız On Guruşdur

Üç yüz otuz üç senesi şehr-i Mayıs maaş-ı âcizânem olan ber-vech-i bâlâ yalnız on guruşu belediye sandığından aldım.

22 Haziran 333

Bekçiler Başı

Borbor Oğlu Mustafa

 

 

 



Bu makale; Kebikeç, İnsan Bilimleri İçin Kaynak Araştırmaları Dergisi’nin 2000/10. sayısında yayınlanmıştır.

1896 yılına ait Kastamonu Vilayeti Salnamesi’ne göre Atkaracalar karyesinde hane sayısı, yalnızca iki mahallesi bulunan Karacaviran nahiyesinden hane sayısı bakımından daha fazla, nüfusça ise azdı. Karacaviran’da bulunan hane sayısı, Aşağı ve Kalekapı mahalleleriyle birlikte 201, Atkaracalar’da ise 250 iken, Karacaviran’in köyler hariç toplam nüfusu ise 2806 kişi, Atkaracalar’ın nüfusu ise 2018 idi. Bkz. Ömer Türkoğlu; Sâlnâmelerde Çankırı, Kastamonu Vilayeti Salnamelerinde Çankırı (Kengırı) Sancağı (1869-1903), Çankırı Valiliği, Çankırı, 1999, s. 486. 

Örneğin bkz. İller Bankası; Belediyeler Yıllığı, Cilt: I, “Atkaracalar” maddesi, Ankara, 1949.

11 Kasım 1886 tarihli bir irade ile, vilayet idare meclisince lüzum görüldüğü takdirde, nahiye merkezlerinde ve “kabil-i imar olan” büyük köylerde belediye kurulabileceği belirtilmiştir. İbrahim Hakkı; Hukuk-ı İdare, cild-i evvel, 2. tab’ı, İstanbul, 1312, s. 141 ve Muhtasar Mecelle-i Umur-ı Belediye, İstanbul, 1339, s. 111’den nakleden, Erkan Serçe, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e İzmir’de Belediye (1868-1945), Dokuz Eylül Yayınları, İzmir, 1998, s. 39.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönem­lerinde Çerkeş’te İkinci Safranbolu Alayına bağlı bir tabur bulunmaktaydı. Türkoğlu; a.g.e., s. 543.

Başta ekmek olmak üzere bazı temel ihtiyaç maddelerinin 1920-22 yıllarındaki fiyatlarının belirlenmesinde belediye meclis kararlarının kullanılması konusunda bkz. Gökdemir, Oktay; “Belediye Meclisi Kararlarına Göre İşgal Yıllarında Akhisar’da Fiyatlar”, Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, Cilt: 1, Sayı: 1, Yıl: 1991, İzmir, 1991, ss. 183-200.

Eldem, Vedat; Harp ve Mütareke yıllarında Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomisi, Türk Tarihi Kurumu yay., Ankara, 1994, s.  40. Ayrıca ekmek fiyatının aynı yıl için bir yıllık ortalaması 18 kuruştu. Bkz. A.g.e, s. 50.

Belge 18’in çevrim yazısından da görüleceği gibi miktar belirtilmemiş ise de, bu miktarın kile olduğu tarafımızca tahmin edilmektedir.

Kuru maddelerin hacim ölçümünde kullanılan kile, Anadolu’nun değişik yerlerinde değişik miktarlara eşitti. Örneğin “İstanbul kilesi” ya da “çift kile” diye adlandırılan kile 37 kiloya eşitken Kastamonu’da bir kile üç İstanbul kilesine, Konya’da ise altı İstanbul kilesine eşitti. Çankırı ve civarında bir kile 128 kiloya eşit olduğu için, ölçümlendirmede “Çankırı kilesi”ni esas aldık. Osmanlı’daki ölçüler ve ölçü birimleri için bkz. Toprak, Zafer; “Önemli Bir Yasa: Ölçüler Kanunu (1931)”, Yapıt Toplumsal Araştırmalar Dergisi, Aralık/Ocak, 1983/84, Sayı: 47’2, ss. 37-43. 

 

Web Düzenleme : Rıza AFŞAR © ::: İlk Yükleme: 20 Mart 2000 ::: Güncelleme: 27 Ocak 2003 ::: Bana Yazın