
HACI
HAMZA SULTAN HAZRETLERİ : ( 1420 - 1500) Şekak-i
Numaniye ve Sicil-i Osmaniye kayıtlarına göre Fatih Sultan
Mehmet Han zamanında yaşayan Şeyh Seyyit Yahya'nın
müritlerinden olan Hacı Hamza Sultan'ın (1420-1500) yılları
arasında yaşadığı Kadiri Tarikatına mensup olup,
Horasan'dan İstanbul'a gelip ilim, irşad ettikten sonra
bugünkü türbesinin bulunduğu Hoşislamlar mevkiine gelip
yerleştiği bilinmektedir. Kendisini bir din alimi olarak
yetiştiren Hamza Sultan bunu yeterli görmeyerek tıp, matematik
gibi müspet ilimleri de tahsil etmiş ve bu konularda kendini
alim seviyesinde yetiştirmiştir. Tahsil ettiği ilimi kendisine
saklamayan ilmini ve bildiklerini başkalarına yaymayı
amaçlayan Şeyh Hacı Hamza Sultan bugünkü Atkaracalar'ın
çarşı merkezinde bulunan ve kendi adıyla anılan caminin ve
tam karşısında da bir medresenin yapılmasını temin
etmiştir. Caminin yapılış amacı o günlerde Atkaracalar
civarında 5-6 değişik mevkii de yaşayan insanların Cuma
namazlarını bir arada kılabilmeleridir. Ayrıca bu caminin
halen bulunduğu yere yapılmış olması bugünkü
Atkaracalar'ın kuruluşunun başlangıcı olmuş ve civarda ki
küçük yerleşim yerlerinde ki insanlar buraya toplanarak
bugünkü Atkaracalar'ın kurulmasını sağlamışlardır. Şeyh
Hacı Hamza Sultan Hazretlerinin yapmış olduğu cami 1960'lı
yılların başında yıkılarak Atkaracalar'lıların büyük
gayret, feragat ve yardımları ile bugünkü haliyle yeniden
yapılmıştır. Caminin içinde Hamza Sultan Hazretlerinin
talebeleri olarak bilinen Habib-i Karamani ve altı
arkadaşının türbeleri vardır.Bu türbe civarda
"YEDİLER" adıyla tanınmaktadır. Cami ile birlikte
inşaa ettiği medresenin 30 kişilik yatakhanesi ve büyük bir
dershanesi bulunmakta ve gündüz bu dershanede talebelerine
müspet ilim dersleri veren Hacı Hamza Sultan geceleri de
medresenin alt katında tarikat çalışmaları yapmaktaydı.
Dışarıdan gelen talebelerin tüm ihtiyaçları Atkaracalar'lı
hayırseverler tarafından karşılanırdı. Şeyh Hacı Hamza
Sultan Hazretleri medresede bu çalışmaları yaparken bugünkü
Hoşislamlar'da da akıl hastaları için bir tedavi merkezi
kurmuş, burada akıl hastalarına müzikli tedavi yöntemi
uygulamış ve bunda da başarılı olmuştur. Tüm bu
çalışmalarının yanı sıra Hamza Sultan ilmini kitap haline
getirmeye çalışmış ve çok sayıda dini ve ilmi eserler
yazmıştır. Şeyh Hacı Hamza Sultan Hazretlerinin yazdığı
tüm ilmi ve dini kitaplar Atkaracalar' daki medresesinde ve
İstanbul Darülaceze Kütüphanesinde saklanmakta iken
Darülaceze Kütüphanesinde 1925'de ve Atkaracalar'daki
medresede de 1927'de çıkan yangınlarda tamamen
yanmışlardır. Bir örneği daha bulunmayan bu eserlerden
bugün maalesef yararlanabilme imkanı yoktur. Hacı Hamza
Sultan'a ait tarikat sancağı yöremizde Ilgaz Yerkuyu Şeyhi
olarak tanınan zata devredilmiş ve onun müritlerince 1927
yılına kadar muhafaza edilmiştir. Hamza Sultan Hazretlerinin
Atkaracalar Dumanlı Dağları eteklerinde Hoşislamlar mevkiinde
bulunan türbesi her gün yüzlerce kişi tarafından ziyaret
edilmekte ve her yıl Haziran ayının son haftasında adına Geleneksel
Hoşislamlar Şöleni düzenlenmektedir.
ÇAMDİBİ TÜRBESİNİN TARİHÇESİ :Çankırı Vilayetinin Ilgaz Kazası’nın Kayı Köyünde bulunan ve tarihi çok eski olduğu bilinen caminin yapılışı kuvvetli bir rivayete göre ’ dilden dile günümüze kadar aşağıda bahsedildiği şekilde anlatılmaktadır.
Caminin yapılışına geçmeden önce caminin giriş kapısının üzerinde bir hadis yazılı olup. ayrıca Resulullah (SAV)in ismi yazılıdır, Ayrıca camiyi inşa eden şeyhlerden ikisinin (Muharrem-- Mahmut)diye isimleri yazılı olup, hitabenin alt iki satırı okunmamaktadır. Ayrıca yazının altında (719) rakamlı tarih yazılı olup, hicri mi, miladi mi olduğu anlaşılmamıştır. Ankara dan gelen evkaf memurlarının tetkiki neticesinde ayni durum tespit edilmiş olup, resimleri çekilerek gereken notlar alınmıştır.
Zamanla onarımlar neticesin de caminin tarihi özelliği bozulmuştur. Caminin yapılışı rivayete göre şöyledir.
Yukarı da yazılan cami kapısı üzerinde yazılı olan tarihte Horasanın Kayı boyu Türklerinden olduğu bilinen veya sanılan Allah dostu (üç zat) Kayı köyüne gelirler. Şeyh olan üç zat köye cami yapmaya karar verirler. Caminin inşasında kullanılacak olan taşları cami yapılacak yere gündüz taş çekmezlermiş. Gündüz cami inşaatıyla meşgul olurlarmış. Köy halkı bu taşları nereden nasıl getirdikleri hususunda kendi aralarında merak etmişler. Bu merakları gün geçtikçe şüphe ve dedikoduya dönmüş, bunlar gece biz uykuda iken öküzlerimizi damdan çıkartıyorlar, sonrada getirip bağlıyorlar diye düşünmeye başlamışlar. Köylünün birisi gece uyumamış, gözcülük yapmış. Gece cami inşaatı önünde taş yüklü kağnıda geyiklerin koşulu olduğunu görmüş, bu durumu sabahleyin köy halkına anlatmış. Neticede bu zatlar hakkında yanıldıkları ve hata ettikleri ortaya çıkmış. Köy halkının önceki fesat ve kuşkucu tutumu ve dedikodu dolu sözleri Allah dostu olan bu şeyhlerin üzülmesine sebep olmuş.
Cami yapılıp bitmesinden sonra, şeyhlerden biri beni bu köye defnetmeyin, köyün kenarına tabutumu koyun diye vasiyet eder, Bu şeyhin adı cami kapısı üzerinde yazılı olan (şeyh Muharrem şeyh Mahmut) isimlerinden birisi olduğu sanılmaktadır. Vasiyet eden şeyhin vefatı üzenine köylüler tabutunu köyün dışında olan ve taşın üzenine koyarlar ve aralarında konuşurlar ve köye defnetmeye karar verirler. Fakat, bir türlü tabutu taşın üzeninden kaldıramazlar ve uğraşırlarken tabuttan meftanın kolları çıkar, taşı kucaklar ve hatta taşa parmakları gömülür. Bu durumu gören köylüler tabutu bırakıp köye dönerler, vasiyette olduğu gibi (7) zat gelir tabutu aldığı gibi kaybolurlar. Tabutu alan yedi kişinin Atkaracalar Köyünde yatan Yediler olduğu sonradan anlaşılmıştır.
Kayı köyünün dışında bulunan üzerine şeyhin tabutu konan taş üzerinde halen parmak izleri görülmektedir. Köy halkı o taşın adını Kucaklama Taşı koymuşlardır. Halen bu adla anılmaktadır. Bu taşın üzerinden tabutu alan Yediler, tabutu Atkaracalar’a getirip köyün doğusunda bulunan çamdibine defnederler. Rivayete göre köylü mezara çamdibi Dede adını vermişlerdir. Çamdibi Dedenin defnedilmesini takip eden her sene Kayi Köyünden birilerinin ahırından bir öküz cıkar, kaçar vaziyette bağırarak Atkaracalar Köyüne kendiliğinden gelir, çamdibi Dede’nin mezarinin dibinde sessizce yatar. Atkaracalılar, öküzü keser kurban ederler fakire, yetime, dula dağıtırlar.
Zamanla ahlakın bozulması neticesinde,önceki niyet, duygu ye düşünceler değişerek. istismar edilmiş, gelen öküz kesilerek eti içki sofralarında yenmiş, fakir yenine Beyler yemiş olduğundan bir daha öküz gelmemiştir.
Web Düzenleme : Rıza AFŞAR © ::: İlk Yükleme: 20 Mart 2000 ::: Güncelleme: 27 Ocak 2003 ::: Bana Yazın |