ÇANKIRI'
MIZ : Orta Anadolu nun kuzeyinde iç Anadolu ile
batı Karadeniz geçiş alanında yer alan ilimiz
güneyinde Ankara ve Kırıkkale, batıda Bolu,kuzeyde
Kastamonu ve Karabük, doğuda ise Çorum illeri ile
komşudur.Bu güne kadar yaygın ve kayda değer biçimde bilimsel kazıların yapılmamasına rağmen,çevrede bulunan tümülüs ve höyüklerdeki yüzeysel buluntular Çankırı'daki Neolitik devirden( M.Ö.7000.5000) Bu yana kesintisiz bir yerleşimin varlığını ortaya koymaktadır. Eski tunç devrine(M.Ö.3000.2000)ait yerleşimlerde bütün bölgede Arkeoloji litaratürüne inandık olarak geçen höyükte ortaya çıkartılan Hitit eserleri ve burada bulunan Hitit vazosu ile çivi yazılı (BAĞIŞ BELGESİ) Çankırı'daki Hitit dönemi yerleşimlerinin varlığını açıkça sergilemektedir (M.Ö.2000.3000.). M.Ö.1000.3000. yılları arasında Çankırı önce Frigler'in sonra Kimmerlerin daha sonra Perslerin hakimiyetine girmiştir.Ancak bu hakimiyet Büyük İskender'in M.Ö.330. yılında Anadoluyu fethetmesiyle son bulmuştur. M.Ö. 1.yüzyıldan itibaren Anadolu'nun Roma hakimiyetine geçmesiyle birlikte Çankırı Germanikopolis adı ile bilinen önemli bir merkez olmuştur. Bu dönemde Ilgaz (Olgasoya)ve Çerkeş(Antinopolis)de yerleşim merkezleri arasında yer almıştır.İl Bizans döneminde de hırıstiyanlığın ilgi odağı olmaya devam etmiştir. Anadolu'ya hakimiyet konusunda Selçuklular ile bizans arasında yapılan Malazgirt meydan muharebesi(26.ağustos1071)Selçukluların zaferiyle sonuçlanınca Türk'ler bizans direncini kırmışlar ve Anadoluya yerleşmeye başlamışlardır. 1074 yılında Büyük Selçuklu hükümdarı Sultan Alparslan'ın komutanlarından Emir Karatekin Bey tarafından fethedilen Çankırı günümüze kadar Türk yurdu olarak kalmıştır. Bizans döneminde Germanikopolis ve Gangra, daha sonra Kengri olarak adlandırılan il Cumhuriyet döneminde Çankırı adını almıştır. "YARAN " NEDİR
Yaran Oğuzlardan günümüze kadar çeşitli şekil değişiklikleri yaşayarak gelen, fakat özdeki temel ilke ve anlamları değişmeyen tarihi kültür mirasımızdır.Yaşayışları itibarı ile çok hareketli olan Oğuzların birbirlerine güç vermek,destek olmak ve sorunlarını çözümlemek gayesi ile belli zamanlarda belli boy beyliklerinde toplanarak meselelerini hallederek aynı zamanda yemekli eğlencelerde yaptıkları toplantıların günümüze yansımasıdır Yayan. Oğuzların Müslümanlığı kabul etmelerinden sonrada aynı şekilde yaşadıkları bilinmektedir.Kaşgarlı Mahmut'un Divan-ü Lügatit Türk'ünde 24 Oğuz boyundan söz edilmekte olup,sadece 22 Oğuz boyunun adı verilmektedir.Ancak İlhanlı tarihcisi Reşüdüd'diğin tarafından 24 boyun isimi tam olarak verilmiş,Selçuklu tarihçileri tarafından doğrulanmıştır. Her bir yaran bir Oğuz beyini temsil etmektedir. Daha sonraları Selçuklu ve Osmanlı döneminde bu dayanışma toplantıları şekil değiştirmiş,esnafların teşkilatlanmalarınada ışık tutmuş ve öncü olmuşlardır.Koydukları kurallarla toplumda kanunen yasak olmadığı halde,yaılması ahkak ve maneviyat açısından sakıncalı her şey yasaklanmıştır.(kötü söz söylemek,kin tutmak,yalan söylemek,içki içmek,kumar oynamak,hile yapmak,kandırmaya yönelmek,hovardalık yapmak gibi).Temel ilke olarak "açık ve kapalı" diye bir ilke benimsenmiştir.Açık olması gerekenler(alın,kalb,kapı ve sofra),kapalı olması gerekenler(el,dil ve bel'dir ve onlarda mana olarak harammdan,dedikodudan,yalandan,zinadan uzak durulması,sır saklanması ile ifade edilebilir).Ahilik müessesesi bu dönemlerde gelişmiş ve esnaflar bu dönemlerde teşkilatlanmışlardır,öyleki zanaat erbabı kişiler bu teşkilatın oluşturduğu komisyonlar tarafından imtihan edilerek kendilerine "Şet" yani kuşak kuşatarak çıraklık,kalfalık ve ustalık beratları verilirmiş. Ne yazıktır ki günümüzde artık bu görevi esnaf teşkilatları yürütememektedir.Türkiye'nin değişik yörelerinde adet,gelenek ve görenekler değişik isimler altında yaşatılmaya çalışılmaktadır.Çankırı'da ise yaran adı altında yaşatılmaya çalışılmaktadır.1994 yılında resmi olarak dernekleşmesi sağlanan Çankırı Yaran Kültürünü Yaşatma Derneği'nin tüm kurucu yaranlarına,yaşatmak için hala çaba sarfedenlere,bu değerli mirası bize armağan eden büyükleriimize sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz. "YARAN'' IN TEŞEKKÜLÜ Belli yaş gurubundan arkadaşlar bir araya gelerek bu sene yenecek yaran için sözleşirler ve kendi yaş gruplarından 25 arkadaşı tamamlayınca bir büyük Başağa, bir Küçük Başağa ve bir Yaran Reisi seçerler. Bu arkadaşlar hali vakti ocak yaymaya elverişli olmayan fakat yarana gönül vermiş çevik becerikli bir kişiyi de Yaran Çavuşu seçerler. Böylece yaran teşekkül etmiş olur. BÜYÜKBAŞAĞA Bayındır Boyu'nun beyini temsil eder. Hali vakti yerinde, idareciliği üstün seviyede yaşça yaranın hemen hemen en büyüğüdür ve yaranın da en büyük idarecisi ve söz sahibidir. KÜÇÜKBAŞAĞA Kayı Boyu'nu temsil eder. Hali vakti yarandan iyi olan idarecilikte Büyükbaşağa'dan sonra söz sahibi olan yaranın ikinci büyük idarecisidir. YARAN REİSİ Dedekorkut'un da boyu olan Bayat Boyu'nu temsil eder. Söz ve sohbetine itibar edilen yaşça büyük, Başağalar'dan sonra yarende söz sahibi olan idarecilerdir. YARANLAR Her biri bir Oğuz beyi temsilcisidir. YARAN ÇAVUŞU yarana gönül vermiş fakat maddi imkanları sınırlı olduğu için ocak yakamayan becerikli ve çevik bir kişidir. Yaranın bütün hizmetlerini yerine getirir. Başağa müsaade etmedikçe Çavuş oyunlara katılmaz veya yarana tura bile vuramaz. Fakat sürekli yaranla iç içe olduğundan yaranlardan da ayrı tutulmaz. Yapmış olduğu bu hizmetler Başağalar tarafından ödüllendirilir, çavuş un haklarının helalliği dilenir. Sazendeler yaran değildir. Para karşılığında hizmet eder, kendilerine ayrılan bölümde (Şahnişi) icra-i sanat ederler. Başağalar izin vermedikçe oyunlara katılmaz ve muhakeme sırasında odada bulunamazlar. Bütün yaran ve misafirler tamam olunca mahalli oyunları oynamak için Çavuş Küçükbaşağa'nın talimatı ile oyun için yaranları kaldırır. Ocak ve oyunların düzeni Küçükbaşağa'nın sorumluluğundadır. ORTA OYUNLARI
|
Kaynak: Çankırı Valiliği Tanıtım 2002 CD
Web Düzenleme : Rıza AFŞAR © ::: İlk Yükleme: 20 Mart 2000 ::: Güncelleme: 27 Ocak 2003 ::: Bana Yazın |